21 Aralık 2008 Pazar
8 Şubat 2008 Cuma
Yürüyen Sistemi Görmek

" Sistemin Seslenisi " aslinda bir ip ucudur anliyana.Hani bulmaca cözerken ip uclari verilirya hayati kolaylastirmak icin.
Aslinda sistem her an sesleniyor..
Görebilene..
Insanlar ve varliklar taniyamadiklari,göremedikleri, algilayamadiklari yüzünden mutsuz olurlar,bir cocuk gibi..
Masanin ne ise yaradigini cözemeyen,sandalya ZAN ederek üstüne oturmaya kalkar.Yada masayi sirtinda tasir.Sonrada " Belim cok agriyor nedendir acaba? "der..Bu örnekleri cogaltabiliriz.
Sistemin ne oldugunu anlamaya calisanlar her boyutun hakkini verirler.
Bir boyutta esin olur.
Bir boyutta esin olur.
Bir boyutunda isin olur.
Bir boyutta arkadasin olur.
Bir boyutta saglik olur.
Bir boyutunda DININ olur.
Aslinda DIN ismiyle anilan boyut,isinin,esinin,asinin,sagligin vs lerin hepsini KAPLAYAN boyuttur.
* * *
Insan dönen cember gibi,CIG gibi sarmalamaktadir yasami. (kartopu)
Bir yolculuktur hayatimiz,bir merkezden cikipta farkli farkli caplarda geri dönen daire misali.Bu yolculukta önümüze cikan herseyin arka planini görmeliyiz kör yasamak istemiyorsak.Üzülmemek icin..Kör olan TEKRAR lar ayni hatayi..
Gün gelir SAGLIK ismiyle cikar karsimiza gercekler.Neleri yemeli,neleri ne kadar yemeli misali.Yediklerimizin,madde ve manevi boyut dedigimiz sistemi nasil calistirdigini fark etmeliyiz.
Hangi tür yiyeceklerle nelerin hakkini veremedigimizi görmeliyiz:Mesela DOMUZ etinin ÖZ BENLIGIMIZI bulmamizda bir SET (duvar) oldugunu görmek gibi.Bu örnekleri cogaltabiliriz.Bu günkü yiyeceklerin ( gecmiste yoktu,cipss vs gibi) nasil bünyemizi calistirdigini ögrenmeliyiz.Bunlar aliskanlik yapiyor mu? Bu firmalarin sahipleri niye bu yiyecegi cikardirlar?Vs leri düsünmek cok akillica olmali.
Her zaman düsturumuz..
Isimizin,esimizin,sagligimizin,madde ötesi diyebilecegimiz boyutlarin hakkini vermek üzere olmali.
Sistemi her yönüyle desifre etmeliyiz.
Yasadigimiz cemberin genisligi zenginligimizi ifade eder.Bu cembere her boyut girmeli..
* * *
Bir agacin dallari misal INSANLIK neslinin yolu.Bazi dallar saga -sola gidiyor.Bazilari üstlerde bir dal,bazilari ise en altta GÜNES dahi almiyor.
Bakiyorsunuz AVRUPALI ya sadece bir dalda ilerliyor.Onun yasami o.Madde dünyasi.Diger dallara atlamak istemiyor halinden memnun.Madde dünyasi PUT olmus.Tapiliyor ona.Eglence adi altinda tamamen bedene dönük bir yasam.Sistemin teknolojik yönünde ilerleme.
Bir agac bundan ibaret mi?
Baska dallarda nasil bir yasam var?
Orta-Dogu..Maneviyat dedigimiz dal.Teknoloji ile aralari yok.Kara Saban la üretim benimsenmis..
Afrika....Büyüler vs ler..Ilim teknoliji vs ler yok..Suyun nereden gelecegini kestirebilen bir tecrübe.vs vs..
Uzak Dogu,Hint..vs vs.Bu agacin o kadar dali varki..
Sistemin bir yönünü cözmüsler o yönde ilerleme.Öbür dallari ya inkar yada habersizler..
Sonucta TEK bir agac var.
Su mu olmak lazim diger dallarda dolasmak icin?
* * *
Yürüyen -kosan SISTEMIN her yönünü desifre edenler bizim icin bir lüks.
Hayatimizi kolaylastiriyorlar.
Operatör diyorum onlara.Ameliyat ediyorlar.Kör gözlere SIFA..
Ayrica da..
Gecen bir arkadasim dedi ki bana..
- " Ben ERMIS miyim ? "
- Ya nesin?
Yasamin bir yönünü cöz.Karincadan ibret almiyor musun?Her insanin cocukluktan beri CÖZDÜKLERI vardir.Bunlar sadece ermislerin özelligi degil.Hayati GERCEK gözlerle görmek icin ÖNYARGISIZ bak.Cözenleri göreceksin.Matbaa bize gec gelmesin :-)
Hersey bir bütün.Yansiyanlar,gözükenler senin..
* * *
Hayatin ilk sirri olan YASAMAK ( Hayy ) cok önemli. Kurunun yaninda yasin yanmasi dogaldir sistemde.
Ilk amacin nerede,nasil daha iyi yasarim olmali..
Yasamalisin ÖZBENLIGIN icin.Yasamdan amac ÖZBENLIGE kavusman icin FIRSAT baska bir sey degil.Yasamin diger yönlerini cocuklugundan beri TADMISSIN denemissin biliyorsun patetes kizartmasinin güzelligini vs vs leri.Ya yeni yerler???
Ya ÖZBENLIK, yolculuk..Zenginlik..Iste o yüzden yasamalisin ki CEVHERI bulasin bilesin.Kültürün artsin..
Dünyanin neresinde neler olabilir?
Dünyanin neresinde yasarsam ÖZBENLIGIMI bulmam kolaylasabilir.Digerleini nasil olsa kücüklügümden beri taddim biliyorum..
Nerede ,ne zaman olursam Kurunun yaninda yasda yanmiyabilir? Gibi dünyanin gidisati hakkinda bilgiler edinilmeli.Yasadigimiz yerler hakkinda da.Bu alanlar da desifre edilmeli.
Dünyada ki AKIMLARLA, modalarla,savaslarla acliklarla..Dünya nereye kosuyor?
Neden kosuyor?Acaba kosturanlar mi var? (agalik )
Düsünelim..
Cünkü yasamak ve kendimizi tanimak zorundayiz !!!
Miras ve Sermaye
Miras : Birine,ölen yakinindan kalan mal,mülk,para veya servet,kalit.( sözlük anlami,arapca)
Miras: Kalitim yoluyla gelen herhangi bir özellik.(mecaz)
Miras: Bir neslin kendinden sonra gelen nesile biraktigi sey. (mecaz)
* * *
Sermaye : Bir ticaret isinin kurulmasi,yürütülmesi icin gereken ana para ve paraya cevrilebilir mallarin tamami,anamal, kapital. ( sözlük anlami,farsca)
Sermaye: Varlik, servet. (mecaz)
Sermaye: Konu ( mecaz)
Deyim: "Bu lakirdi, bir hafta havuzlu kahvenin sermayesi oldu "
* * *
Gecen gün bir arkadasimla konusurken farkinda olmadan bu iki kelimeyi kullandim es anlamda.Sonra farkina vardim.Aslinda bu iki kelime farkli..
Demekki ES anlamda kullanilabiliyoruz.Sonra düsündüm ve benim anlatmak istedigim MIRAS di..dedim kendime..
MIRAS..Sermaye..
Bu iki kelimenin sözlük anlamini arastirdigimda.Farkliliklari gördüm Mecazlarda ki ortak noktanin da oldugunu gördüm.
Mesela: Sermaye yi Varlik,servet yönünden bakarsak.Miras in da bir neslin kendinden sonra gelen nesle biraktigi sey..Bu yönden birbirine benziyorlar kullanimlari.
* * *
Atalaramizdan kalan miras i gün-begün cogaltanlar var.Atalarimizdan kalan mirasi gün- begün bitirenler, YOKSULLASANLAR var.
Mirasyedi ismiyle aniliyorlar..
Bir grub insan var ki MIRAS olarak fakirlik emanetiyle yasam yarisina basliyorlar..
Bakiyorsunuz yillar sonra MIRAS birakiyor gelecek nesle..
* * *
Nice insanlar gördüm ATA sindan ilim ,irfan mirasiyla gelmisler fakat bu SERVETI bu dünyada har-vurup HARMAN savurarak tüketmisler.
Nice garibler gördüm ki MIRAS olarak bir SERMAYE leri yok..
Fakat CALISKAN ..üretiyor,biriktiriyor,dagitiyor..Caba var GAYRET var...
Yasamin sirri burada iste.Yasamin üretkenligi burada iste.Yasamin ADALETI burada iste.Gelen geldigi gibi kalmiyor.Renkleniyor hayat..
Mirasyedi olmiyalim.
Yarisa önde baslamissin genetiginde bozulmamislik var.Nasil olsa MIRAS deyip yatirim yapmiyor dagitiyorsun dünya isleriyle Mirasini.
Alip-satiyorsun, verip veristiriyorsun..al gülüm ver gülüm hayati yasiyorsun.Bos ugraslar... BEN kimim? Varligim nedir?Dünya hayal midir yoksa ben mi yokum? Gibisine gercek alemi tasiyacak sorular ve ugraslar degilde..
Nasilsin-iyimisin lerle vakti harciyorsun.Pantolon gömlek- carsi -pazar gidiyorsun.
* * *
Bazisi caliskan..Aldigi mirasi iyi degerlendiriyor..
Hayati iyi degerlendirelim..
Hayati OKUYALIM..
Sermaye yi iyi degerlendirelim.Yarin zorunlu pasa- pasa gidecegimiz sonsuz yasamda burda edindigimiz SERVETIMIZLE yasiyacagiz..
Gelin, GARIB mirasla gelip CALISKANLIGI ile Miras birakan dostlarimizdan ibret alalim..Kendimize gelelim.
Allah Rasulünün dedigi kulagimiza küpe olsun.
"" Kizim Fatma senin baban oldugum halde ben bile seni kurtaramam ""
Yada..
" Kizim Fatma,gerekeni yapmazsan,ben seni kurtaramam.."
Astroloji ve Bilim

Gönülden Selamlar...
“Selam “dedik..Üstelik de gönülden..
SELAM, “selamet” demek..”Huzur” demek,
mutluluk demek.Diyorum ki, sizlere bu ilk yazımda,beraberliğimiz süresince her zaman
mutlu olun, her zaman huzurlu olun.Buna yazılarımla vesile olabilirsem ne
mutlu bana.
Bu sizin (benim de sayılır artık) gazetenizde ilk yazım.Burada okuyacaklarınız Ali'nin penceresidir; bu unutulmaya.”Bunlar kesinlikle böyledir!” diye bir iddiamız yoktur biline...
Şimdiye kadar öğrenebildiklerim,tecrübe edebildiklerimdir.Yer yer paylaşacak yer yer de eleştirebileceksiniz.Lütfen
yazılarımı okurken yıllardır edindiğiniz bilgileri bir kenara bırakın,
sadece bir müddet için,böyle de olabilirmiş diye düşünün.
Ünlü bilim adamı Albert
EINSTEIN’in şu sözleri her zaman düsturunuz olsun lütfen:
"Bir atomu parçalamak,bir insandaki ÖNYARGIYI kırmaktan kolaydır."
Bir bakıma işim zor, bir bakıma da kolay.Zor, çünkü yeni ya da pek açıklanmamış şeyleri paylaşacağım sizlerle.Kolay, çünkü sizlere ve kendime inanıyorum.
İnanmak..İnanmak.Evet, inanmak ve samimiyet..
Her kapıyı açan tek anahtar:SAMİMİYET tir !!!
Yaklaşık sekiz yıldır edindiğim araştırmalardır bunlar.Şu an Hamburg’da oturuyorum.Orta-lise ve ünüversite öğrenimimi Türkiye’ de tamamladım.Üstelik de okuyacağınız satırlarla hiç ilgili olmayan bir alanda okudum:Iktisat...Biliyorum tebessüm ediyorsunuz.Ben de öyle..Ne yapalım,
KADER mi ne (?)
İnsan yaratıldığı-var olduğu-günden beri merakla yaşamış ve devamlı sorgulamış her şeyi..Çocuklarımızda görürüz bu
düşünceleri, sorgulamları.."Anne neden AY dede gökyüzünde boşlukta duruyor?"
Ya da "Neden benim boyum kısa?"
Sizlerd e soruyorsunuz biliyorum...
“Neden Astroloji?Nedir Astrolji?Fal mıdır Astroloji?Yarın bana ne
olacak?Evlenebilecek miyim?Ya kariyerim ?
İnsan bir annenin kucağında doğduğunda...Büyür,”cısss “ der sıcağı-soğuğu
öğretiriz. Sonrasında, tanımaya başlar yavaş yavaş masayı, sandalyeyi, derken
dışarıyı. Kendi cinsini ve de tabiati.Kafasını kaldırdığında GÜNEŞ i ve AY ı
görür.Daha da büyüdüğünde, mavi gökyüzüne bakarlar sevgilileriyle insanlar.Mehtapta oturur da şarkılara yansır aşkları.
Derken, güneş ve ayın dünyaya olan etkilerini görür.Yazın ısınır güneşten..Dikkat ettiğinde daha sonra AYın suları yukarıya çektiğini
görür bazı günlerde.
Bu kadarla kalmayan meraklı beyinle YILDIZ ismini verdikleri parlayan
cisimlerin hareketlerini takip etmeye başlarlar:Bazıları daha da ileriye
giderler araştırmalarında..Derler ki;
"Gökyüzünü;Tilo nun sokaklarından daha iyi tanırım"
Bu sözü söyleyen ANADOLU’ dan biridir.Bizden biri.
Tilo, Siirt’ in bir köyüdür.Belki birkaç sokağı vardır.Ya gökyüzü?.. Sonsuz-sınırsız bir alem...
Allah’ım bu ne büyük iddia!..”Gökyüzünü daha iyi bilirim...”
Kimdir bu bilge kişi?..
"MARİFETNAME" adlı meşhur eserin sahibi, Erzurumlu İbrahim Hakkı.İleriki
yazılarımda değerli bilim adamı ve mutasavvıf olan bu şahsiyeti sizlere tanıtacağım.
Bundan tam sekiz yıl evveldi.Soğuk bir kış günüydü,soğuk mu soğuk.Soğukluk
dışarıda değil sadece...YÜREĞIMdeydi.Bir fırtına kopuyordu ki BEN den!...
Başkası okuyamazdı bunu.Sorularım vardı bitip tükenmeyen..
Neden..Neden..Neden ???
“Neden oldu bunlar?” diyordum kendi kendime...
Bazen kendimi suçluyor, bazen karşımdakileri..Ve hayatımı cehenneme çeviriyordum kendi ellerimle,farkında olmadan.
Sonra duruldum, PES ettim .Yorulmuştum..
OKUyordum.Gördüm ki,buldum ki KADER dediğimiz bir olgu vardı.İnsanlar
anlayamadığı-kavrayamadığı altından kalkamadığı olayları KADER ismiyle
anıyorlar ve o halinin altına atıp meseleri...Rahatlıyorlardı..BEN de
yorulmuş olarak gayri ihtiyari,
KADER demiştim...
Ne diyebilirdim ki !
Astroloji KADERi en iyi anlatan bir mekanizmaydı.
Artık olaylara yüzeysel bakmıyordum.
“ İnanıyorum...” ”inanmıyorum...”
Cümlelerini kullanmadan önce soruyordum kendime:
Nedir ASTROLOJİ ?
Evet önce araştırıyor-sorguluyor, sonrasında da..
“Doğru” “yanlış” diyebiliyordum..
Ama önce nedir? Ne değildir?Konusunu araştırıyor sonra karar veriyordum..
“Astroloji nedir ?”diyorsunuz..Sesinizi duyar gibiyim..
Kısaca...Her madenin ve maddenin yaymış olduğu bir enerji vardır.Uranyum
gibi madenlerin bulunduğu topraklarda oturuyor,oradaki sulardan
içiyor,meyve ve sebzelerden faydalanıyorsanız .Farkında olmadan o madenlerden çıkan frekanslar sizi KANSER yapabilir.Çernobil’ i hatırlayın.
Gökyüzünde SÜS(?) gibi duran yıldızlar ve planetler(gezegen) de bulunan
madenler devamlı şekilde uzaya enerji yayarlar.Gözlerimiz bunları
algılayamaz, tıpkı radyasyonu algılayamadığımız gibi.Etkileri ulaşır beynimize.Tıpki satalitler gibi yayın yapar gezegenler, alıcılar ise ÇANAK
ANTEN ve TV’ler değil, BEYNİMİZDİR !!
İşte, tarih boyunca bunların etkilerini FARK eden bazı araştırmacılar,insanlara,bitkilere-hayvanlara olan etkilerini yazmışlar not
etmişler.Ve bu bilgiler, tecrübeler bugünün insanına ulaşmıştır.İstatistiki
bilgilerin doğruluğunu sizler,bizzat yapacağımız basit gözlemlemeyle görebileceksiniz .
İspatı kendinizdedir..
Deneyin görün.
Nasıl mı?
Genelde insanlar iç burcunu bildikleri için sonra da bazen o özellikleri
kendilerinde bulamadıkları için araştırma da yapamadıkları için hemen inkar
edebilirler.Bilmedikleri şudur:Yükselen BURÇ.Doğum saatimize göre meydana
gelen burcumuzu bilemeyişimizdir.
1- GÜNEŞ burcu:Güneşten gelen radyasyon etkisi.Doğduğumuz ayla ilgili.Mesela Şubat 1, kova gibi.
2-Doğum SAATine göre oluşan burç:Doğduğumuz anda saatte doğu ufkundan
yükselen burç.Mesela 01. 02 .1966 saat 09:00, Aydın.O saatte AYDIN ilinin
yükselen burcu balıktır, o mevsimde.Yazları değişir.
3- Ay burcumuz:1 subat 1996 da ay ikizler burcundadır.
Gördüğünüz gibi üç burcumuz oluştu.Diğer gezegenler de işin içine
girerse, Mars,satürn,pluto vs. gibi.. Düşünün artık, her insan ayrı bir yapıdadır.Sokakta öğrendiğimiz ,duyduğumuz ASTROLOJİyle gerçek astroloji
arasındaki farkı çok basit bilgiyle sizler de fark ettiniz sanırım.
Yüzyıllardır Babilliler,İnkalar,eski Mısırlılar Çinliler,Hindistanlılar, Araplar... İlginçtir, her millet aşağı yukarı, hep aynı tespiti
yapmış.Hayatın gerçeğini fark edip bundan yararlanmış.Göçlerinde
ekim dikimlerinde,düğünlerinde yaşamın her safhasında kullanmışlar astrolojiyi.Günmüzde dahi bu böyledir.Büyük şirketlerde ASTROLJİ danışmanlığı vardır.ABD ‘de üniversitede kürsüsü vardır.
Fal ,yarın ne olacak?
Gibi basit - yüzeysel yaklaşımlardan çıkıp, evrensel düşünebilmeyi
kendimize ilke edinerek ASTROLOJİyi masaya yatıracağız bu satırlarda hep birlikte.
Görelim MEVLAM neyler ,neylerse güzel eyler...
İncelemelerimiz arttıkça göreceksiniz hayata bakışımız nasıl değişecek !!
İnsanları daha da sevip ellerinde olmayan bazı sebeplerden dolayı
suçlamayacağız.
Bir dahaki yazımızda buluşmak üzere her şey " O " yüce gönlünüzce olsun.
Pratik Astroloji

Bilmedigimiz birseyden cekiniriz.Cekincemiz O nu ögrenene kadardir.Ögrendikten sonrada o konuda öyle konusmalar yapariz ki;söyle bir geri cekilip kendimizi SEYR ettigimizde sasiririz.
Aaaa neler söylüyorum ben deriz icimizden.Arasira kendimi seyr ederim...geriye cekilipte.Daha suurlu olurum o siralar.Söylediklerimin derinligini, seyr etmeye basladigimda,( söylerken) varirim. Ne güzel derin konusmak, hissetmek, yasamak hayati derinden.
Astroloji de öyle olsun mu hepimiz icin.O konuyu da hep beraber inceleyelim mi? Hayati kolaylastiran yönlerini bulalim mi?
Hep BIRLIKTE..
Hazir kolayimiza kacar.Inanin ASTROLOJI zor bir ilim degil.Kolay.Sadece baslamak yeter.Hepbirlikte ZAMAN la yavas yavas ögrenecegiz.Geriye dönüpte baktigimizda ne zaman ögrendim ben bu ilmi diyeceksiniz kendi kendinize..
Askla baslanan bir konu kolayca ögrenilir.Ask insana güc verir adeta.
Nasil becericem bunu?
Yapabilir miyim?
Ne kadar da zor su sekiller?
Bu tür kelimeler insani kilitler.Kendi kendimize TELKIN ederiz,basarisiz olmayi.Oysa insan dalip gitse asik olsa,kendini dahi unutsa cok cabuk ögrenir.Ögrenmeyi durduran sey,Endisedir.
Dis ve ic telkinlerle kendini kilitlemektir.
Bu konularin ayrintilarina girmiyecegim..Basli basina güzel konular bunlar.Gelismek istiyen yada gelismeyi ISTEMEK nasil olur?Insallah o konulari hep birlikte bulucaz.
Internet cagindayiz.Beni bilgisayar yoluyla okudugununuzu ve hepimizin evlerinde TELEFON gibi bir arac olan Bilgisayarlarin oldugunu düsünerek basliyorum ögrenmeye.
Önce bir astroloji Cd si aliyoruz.O cd nin icinde harita cikaracak tüm bilgiler vardir.Ardindan burclarin ve gezegenlerin simgelerini ögreniyoruz.Hatta bazi cd lerde ögretme oyunlari var.Cok kolayca bunlari ögreniyoruz.Dedik ya ASK la kolay oluyor.Bize de ask geldi varsayalim.Nasil cocukken alfebeyi ögrenip okuyup yazmayi söktük kolayca.Simdi ise o kadar hizli okuyup yazabiliyoruz ki..Degil mi?Astroloji de öyle.
ALFABE..sizin anliyacaginiz.Su an sizde ilkokul talebesisiniz.Ve okuma ve yazmayi ögreniyorsunuz.
Burclardan basladik.Ilk sirada KOC var.Ardindan boga...derken sonuna geldik..Balik la...
Yillardan beride biliyorsunuz zaten..Yabanci degildiniz o konulara.
Sira geldi GEZEGEN simgelerini tanimaya..Günes sisteminde hangi gezegenlerin oldugunu zaten biliyoruz.
GÜNES le idrak eder kimligimizi koyariz ortaya.Ben deriz ya..ardina da nelerin geldigini biliyorsunuz.Kimligimiz,kisiligimiz,babacan yönlerimiz.
AY la duygulaniriz, hisleniriz,disiligimiz ortaya cikar,anne oluruz yaratilmislara,evcil oluruz yuvamizda anne rahminden cikmak istemeyen cocuk gibi.
MERKÜR le,düsünürüz,yeni fikirler arasinda yüzeriz,entelektüalitemiz artar haberlesiriz cevreyle.
VENÜS le,sevgimiz cikar ortaya,güzellige önem verir sanatsal olur nezaketle ince ruhlu olur davranislarimiz.
MARS la,cesurlasir enerjik olur etrafla catisiriz bazen,cinselligimizi kesf eder,lider oluruz cevremizdeki dostlarimiza.
JUPITER le,Felsefik olur,sansimizla genisleriz,bilge olur yardim ederiz söylevlerimizle cevremize,eliaciklik zamanlarimizda jupiterin etkilerini yasariz.
SIRON la, zor anlarimizda dayanikli olur,ardindan da kendimize ve cevremize iyilestirici yaklasimlarimizla AYDINLIK sacariz.
SATÜRN le sikiliriz,güvensiz hissederiz kendimizi sinirlara dayanir disipline olur,ardindan da bu hislerden dolayi farkinda olmadan genclesir yükseliriz
URANÜS le cocuksu olur, bitmeyen sorularimizla cevremizi sasirtir ani sevinclere bogariz onlari, yaptigimiz ince buluslarla.
NEPTÜN le dinleniriz ,icimize döner hayallere kapilir dünyadan kopariz.Dünya ninda hayal oldugunu adeta haykirir aladatici denen neptün bize.Öylede degil midir ölüme bir adim kala dünya?
PLUTO yla,Zorakide olsa degisimin faydali oldugunu anlar uygulamada hicde gec kalmayiz israrci yapimizla.
ASTROLOJI den faydalanabilmemiz icin öncelikle elimizde ki CD den (astroloji) AY in hareketlerini izliyecegiz.ALMANYA da ezoterik kitap evlerinde günes, ay ve diger gezegenlerin hareketlerini iceren yillik el takvimleri vardir.Burada AY in burc degisimleri ve diger gezegenlerle yaptigi acilar vardir.Ayrica da günlügümüzü yazabilecegimiz bosluklarda vardir.Ay hayatimiza canlilik katan uydudur.Bence astroloji de cok önemlidir.Bizzat kendi gözlemlerime göre simdiki gökteki devinen AY in her 2,5 günde bir burctan gecmesi kisilerin haritalarinda ki ÖZ (GÜNES) burcuna yaptigi acilar o kisinin gününü etkiliyor.Mesela siz kova burcundansiniz..Yani günesiniz KOVA.Transit AY (simdiki gökteki ay) AKREP ten geciyorsa bu demektir ki aralarinda 90° derecelik sert aci olusuyor.Anlami aciktir.Fazla zorlama terslik varsa sebebini düsün.
Ay sizin ÖZ burcunuza girdiyse.Mesela siz TERAZI siniz.Su andaki AY da teraziye girdi.Anlami:POPÜLER oldunuz yeni baslangiclar yapiyorsunuz canli kipir kipirsiniz.
Bu söylediklerim ister istemez olur.Siz bunlari bilsenizde bilmesenizde bazen canli ,bazen karamsar bazen zorlayici olursunuz degil mi? Bilmek.. Yemek yersinizde, acele ederseniz sadece karniniz doyar da tadini alamassiniz ya yemegin.Iste böyle birsey.Birde tadini ala ala yediginiz yemegi düsünün. Ay in ve basta günes olmak üzere gecislerini transitlerini bilmek buna benzer.
Internetten yada Cd sini alacaginiz ASTROLOJI programindan..Kendi haritanizi cikartirsiniz.Ay burcunuzu bilirsiniz.Ve hergün kü haritayi cikartirsiniz.Örnek mi?
Bugün ne günlerden? 05-07-2001,saat 12; 45, Istanbul..
Neler buldunuz?
Günes YENGEC de..
AY 12 derece Oglakta,yani dolunay !!!Kimlere?Her burcun dolunayi vardir.Bu dönemde yengecler ve oglaklar dolunay in enerjisini haritalarina göre farkli konularda hissedeceklerdir.
Yükselen burc 18 derece terazi..
Tabiki bunlar Istanbul ölcüleri.O saatlerde dikkat edin terazi yada koc arkadaslariniz bir kac saatligine popüler olabilir cevrenizde.
Kendi dogum haritanizi cikarirken kendi isminizi yazdiginiz yere.Günlük Horoskop ismini yazin ve yasadiginiz, bulundugunuz AN i tesbit etmek icinde istediginiz tarihi verin ve o günkü konumlari görün.
05-07 -2001 de, 12-45 de ISTANBUL dan gökyüzünde görünen tablo neymis?
Sorumuz buydu.Cikan haritayi artik ögrendiniz bakmayi degil mi?En azindan sembolleri ve yerleri buldunuz.
Sonra geliyor manalara,anlamlara.Yani KOC lar icin cikan mana ne?En alasi..Sizin haritaniza etkileri ne?
Bakiyoruz.
Gökyüzündeki su andaki AY,haritanizdaki GÜNES le.
KAVUSUM yapiyorsa.yani sizin öz burcunuzla su andaki ay ayni burcta ise.Kipir kipir yeni baslangiclara gebesiniz canlaniyorsunuz demektir.Yeni ayda herseyin canlandigi gibi.Sizin yeni ayiniz o gündür.
60 lik yapiyorsa sizin öz burcunuza yani iki burc ötede ise ay,siz ikizlersiniz su andaki ay da aslan da yada koc ta ise mana sudur kisacik:Daha fazla cabayla ,enerji ile gelen kazanc basari.
90 lik yapiyorsa sizin öz burcunuza su andaki ay.yani 3 burc ötede ise.Ikizler iseniz.Su andaki ay da balik yada yay da ise: Fazla zorlama,sabret,tersik varsa sebebini düsün derim size.
120 lik yapiyorsa sizin öz burcunuza su andaki gökteki ay,siz ikizlersiniz ayda kova ve terazide ise yani ayni HAVA grubunda ise:Duygular ve istekler uyumlu,entelektüelsiniz,karsi cinsle kolaylilar daha rahatsiniz bu devrede.
180 lik yapiyorsa öz burcunuza.Ikizlersiniz bugünkü ay da YAY da ise.Cok caba az kazanc birinin direnciyle karsilasma.
Iste bu gözlemleri siz evinizden Pc nizin basinda yapabilirsiniz.Simdilik Ay transit yorumlarini verdim günes burcunuzla.Arastirmalarima göre AY in transitleri cok cok önemli.Ay burcunuzda öyle.
Simdilik bu kadar diyelim.Arastirmalarini yapabilen arkadaslar gözlemlerini, tespitlerini benimlede paylasirlarsa cok sevinirim.Kendi arastirmalari ma da katkilari olurlar.
Yine her zaman söyledigimiz gibi.Her sey "O" yüce gönlünüzce olsun.
1 Şubat 2008 Cuma
Hz İsa'nın Ahmaktan Kaçışı
Hep düşünürdüm" Koca RESÛL, nasıl da kaçar insanlardan? İnsanların sorusundan?"
Kaçar mış..
Kizardim yer yer Hz.Isa ya..
Bu konuyu anlayamiyordum..Kafamda hep su soru vardi:
Nasil kacar? Nasil kacar? Nasil kacar?
Adeta baskaca birsey düsünemez olmustum.Beynim kilitlenmisti o soruya.
Bir RESUL insanlarin sorusundan nasil kacar ? Aydinlatmak degil mi görevi ?
Bikmadim,yilmadim.Yillarca sordum bu soruyu kendime..
BULDUM nihayet :-)
Sevincliydim..
Hz.Isa RESULLUK ten kacmiyordu...
Hatta hizli ,hizli kosarken firsat buluyor ve ögretiyordu SISTEMIN GERCEKLERINI bizlere.
Önce sistemin bir gercegini fark ettim.
ÖGRENMEK..
Astrolojik ve Genetik verilerle doguyoruz.Bunun üstü ise.
YASAMAK Ve ÖGRENMEK..
Insan ne ögreniyorsa o oluyordu.Bunu fark edince SOK oldum !!!
Ne ögrenmeliydim? Ne olmak istiyordum ?
ALISKANLIKLARIMI atabilecek miydim?
Bu sorulari kendime sordum.Sistem sinsice isliyordu derinden.Aslinda sordugum sorular dahi BENIM degildi.Benim olan ne vardi ki ?!
Genetik veriler OTOMATIK olarak geliyordu.Mecburdum onlarla yasamaya.Olan bitenin KAVGASINI yapmaktansa zararin neresinden dönersek kardir gercegiyle bir an evvel düsündüklerimi uygulamakti.
Sistem AF etmiyordu :-)
Zaman kilicti kesiyordu,ASLAN ceylani ve yavrusunu hep yiyordu,bicak kesiyor ates yakiyordu.
GÜC hükmünü icra ediyordu her an.
Zaman hizlica akiyordu " BEN " katmerli BENI olusturuyordu.Sistemde mazerete yer yoktu !!!
Her an,her saniye ne ile ilgileniyorsaniz o oluyordunuz.Milyonlarca yillardir gelen GENETIK veriler, bir anda ögrendiklerinizle bozulmuyordu,degismiyordu, bu mümkün de degildi ama..Zamanla ögrendiginize bagli olarak degisiyordunuz yavas yavas...
Yeni bir slogan bulmustum kendime.Kisa ve öz...Bu gercegi anlatiyordu ve animsatiyordu bana..
Dikkatli olmam gerektigini animsatmasi icin,eski aliskanliklarima GERI dönmemek icin bulmustum slogonumu.Hatirlatma slogonu..
" MELEKLERI alsaniz,kahvehanelere biraksaniz Kahveci olur ! "
Insan ve varliklar ne ile ugrasirlarsa o oluyorlar.
Milyonlarca yillardan beri olusan,MELEK olan vasiflarini bir anda degistirmezler ama...Böyle giderse BINLERCE yil sonra kahveci olacaklari kesindi.Sistem bunu söylüyordu.
O zaman anladim Hz.Isa yi..
" Arkadasini söyle,senin kim oldugunu söyliyeyim "
" Üzüm,üzüme baka baka kararir " gercegini.."
Mevlana nin dedigi gibi.
" Oglum, parfüm satan görürsen onunla arkadas ol.Güzel kokular seninde üzerine Sinsin.Oglum kömürcü görürsen ondan uzak dur,kömür kokulari üzerine sinmesin ! "
Insanliga YARDIM eden Mevlana ve digerlerinin OKUDUKLARI bunlardi.
Sistemin gercekleri...Sistem yürüyordu, hatta kosuyordu..kim olursa olsun aliyordu carklarina.
ÖGRENMEK ti sistemin ilk sirri.
Bu yüzden OKU idi ilk hitap.
Ögrendigimiz oluyorduk.Iste bunu anliyan büyüklerimiz YEL DEGIRMENLERININ carklarina kafa tutmamislar.
Ahmagin kendisinden,sorusundan da kacmislar otomatik olarak.
Ögrenmek ve neticesinde teblig etmek gercegi de sistemin bir kurali.Saatin icindeki MEKANIZMA gibi..Ictigimiz suyun neticesinde,disari cikmasi nasil kacinilmazsa..
Ögrenmenin neticesinde teblig de öyle kacinilamiyacak birsey.
Bu sirri yada gercegi fark edenler " MILLI EGITIM BAKANLIGI " bizim olsun pazarligina giriyorlar en cok. :-)
Simdi Hz. Isa yi daha iyi anliyorum.
31 Ocak 2008 Perşembe
Yetişkinlerin Ölümü
Ölüm..
Son günlerde terör ve savas isimlerinin duyulmasiyla insanlarin hayatina,gündemine ani bir dalisla giren konu.
Cogu insanlarin, ölümün ne oldugunu, nasil oldugunu,niye oldugunu ister istemez düsündükleri bir zamana geldik.
Insanlik Bilinci..Medya nin, iletisimin yayilmasi sonucu terörü yasamasada dünyanin öbür ucunda,yasar duruma geldi, bu olayla ve bu teknolojiyle..
Belki de bir firsat bu insanlik icin.Ölümün ne oldugunun anlasilmasi icin..
Genelde yakinlarimiz öldügünde bu konulari düsünürdük eskiden.Belli bir zaman gündemimizde durur sonrada hayatimiza girmis olan TÖRE lerle,törenlerle ÖLÜMÜ unutur TÖRE leri,davetleri,yeme icmeleri YASAR duruma gelirdik farkinda olmadan bir bebek gibi.
Bir BEBEK gibi.
Bilinc ne düzeyde?
Neyin farkinda???
ÖLÜM...Agitlarla devam edilen bir hayat oluvermis.Nasil olmali?Nasil ölünmeli?Sonrasinda ne var?
Bu sorular unutulmus..
Nasil bir tören yapilmali?
Neler yemeli icmeli?Neler okumali?Kac gün TV acilmamali :-)
Ölümün ne oldugunu degil..
Hayatin nasil yasanmasini sorgulayan sorular bunlar.
Ölüm..Bir kac gün sonra unutulmus..Hayatin nasil yasanmasi,YAS larin nasil ne kadar tutulmasi konusu gündeme gelmistir.Bir konuyu arastirma imkanimiz varken..Farkinda olmadan ÖLÜMÜ unutmus HAYATA sarilmisiz..Hemde kendimizi ve cevremizi YAS larla yasayan,yasayan ÖLÜYE cevirmisiz.
Ne kadar gülünc.
ÖLEN kim?
Biz mi? Öbür boyutu algilayanlar mi?
Okumusuz ve duymusuzdur kitaplardan veya büyüklerden,Evliyalar ÖLECEKLERI günü biliyorlarmis diye.
Kader ini okumus yada görmüs Evliya diye.
Söyle düsünsek..
Evliya, ÖLECEGI günü belirlemis desek..Hayata YETISKIN BILINCI ile bakiyor desek.
Ölüm onun icin bir BILINMEMEZLIK degil desek...
Nasil mi?
Ailecek yolculuga cikacagiz...Izmir e..Bizler hazirligimizi yapariz degil mi? Ya bebekler?
ZORUNLU olarak nereye gidilecegini bilmeden bizimle gelirler.
Birde KOYUNLARI düsünün.Nereye gidilecegini bilmeden COBAN lar tarafindan güdülürler.Sürülenler var.
Sürü bilincinde olmayanlar var.
Ister normal ölümler olsun.Ister toplu ölümler olsun.Sonucta ne oluyor?Ne zaman olucak? Nasil olacak?
Bilinci yok.Bu YASAM secilmiyor! Kendi elinde degil .Bebek gibi götürülüyor ama nereye?
YETISKIN BILINCI ne sahip olmak lazim.
Aborijinler kendilerini öldürüyorlarmis.. ( sakin yanlis anlamayin , intihardan asla bahsedilmiyor !)
Hayir kendilerini öldürmüyorlar ! Sadece düsen bir yaprak gibi bu dünyada yapacak birseylerinin olmadigi BILINCI icinde,huzurla baska yasamda DOGUYORLAR.
Bilince bakin..
Evliyalar da öyle." Ben persembe günü sabah namazindan sonra ölücem "
Ölümünü kendi seciyor.Bir yerlerden KADER ini okumuyor.
Biz ise..Aaaa ölecegi günü bildi diyoruz.Izmir e gitmeyi, ne zaman gitmeyi ? Nasil gitmeyi ? Vs leri sizmi sectiniz?Evet siz sectiniz.Izmir de yasadiginiz sehire göre baska bir yasam seklidir (bu dünya ve ölüm ötesi yasama misali)
Ya bebeginiz?
O secmedi degilmi Izmir e gitmeyi?
Elinde degil..Ama siz.Yetiskin Bilincine sahipsiniz.Ve seciyorsunuz.
ÖLÜM de böyle. Secilen bir yasam..Ama bazilarina göre.
Nasil ? Ne zaman ? Nerede ?
Bir BEBEK düsünün.
Bebek bilir mi ne zaman tuvaletini yapacagini.Hatta tuvaletini yaptigini dahi bilmez.
Ölüm de böyle iste bazilari icin.Hatta cogu insanlar icin böyle.
YETISKIN BILINCI ne sahip olmadan ,agildaki KOYUNLAR gibi nereye sürülürse MECBUREN gidilen olmadan , SECMEYI ögrenmemiz lazim bu konuda da.Koyunlar sürekli bir yerlerden biryerlere otlanmaya götürülürler.Özgürlüklerine kavusamazlar.Bilincli ÖLÜMÜ secmeyen de ileriki YASAMDA da koyunluktan kurtulamaz.Belki de YETISKIN bilincine sahip olmasi milyonlarca yilini alir.Yetiskin bilinci bir anlamda CENNET yasami da demektir.
Yemek seciyoruz,giyinirken seciyoruz,evlenirken seciyoruz,gezide seciyoruz..
Ne kadar da BILINCIMIZ gelismis ?
Ne kadar bilincli yasiyoruz ki... Bilincli ölebilelim ???
Alp-Eren Ruhu
Son gelisen olaylar üzerinde düsünürken,birden Amerika nin tarihi aklima geldi.Bu Anakara nin yerlileri dedigimiz Kizilderililer ve Felsefeleri...
" Ustaca Sevmek "adli eseri okuyorum su siralar.Don Miguel Ruiz eserin yazari..Toltekler..
Gecmis zamanlarda da Marlo Morgan in "Bir Cift Yürek " adli eserini okudum.Aborijinler..
Birileri Avusturya AnaKarasinin yerlileri,birileri Amerika..
Bir Cift Yürek adli eseri okudugumda bunlarin Mevlana gönüllü,Yunus gönüllü olduklarini fark etmistim.Öylelerde.."Toltekler de öyle..
Ilginctir..Bu iki Millet su sira tarih sahnesinden silinmek üzeredirler.Bu kadar güzel bir felsefeye ve yasantiya sahip ,kendi deyimleriyle " Gercek Insanlar" neden tarih sahnesinden siliniyorlar..
Neden?
O eserleri okudugunuzda farkli bir cografya da biraz farkli MEVLANA lar yetistirdiklerini göreceksiniz o insanlarin..Onlarin sevgilerini,akilciliklarini,su yasadigimiz toplumlarda bulunan HIRS,gadap,cekememezlik gibi duygulara sahip olmadiklarini görecek ve onlara imreneceksiniz...
Fakat sunlari da aklinizdan gecireceksiniz..
"Bu kadar INSANCIL,akilcil ve olagan üstü özelliklere bürünmüs bu insanlarin neden yok olmayla karsi karsiya kaldiklari" düsüncesi...
Neden diyeceksiniz bunlar az kaldi..
Niye önlem alamadilar..
Eksik olan ne?Neden yok oluyorlar?
Bunlarin hamurunda bir hirka bir gömlek anlayisi var..Yani ERENLIK...
Yüzüne vuranlara öbür yüzünüde gösterecek zihniyet.Sevgi üzerine kurulu dünyalari..Bu yüzden de diger milletlerle bas edememek.Yok olmaya dogru gitmek.Tavir gelistirememe..
Yenilige kapali yasam.Bir duraganlik.Sanki bir halvet dogada özgürce. Niyetleride degil hic halvetten cikmak..Dogmak.Bu boyutu icmek doya doya.. hizli yasam..
"Allah her an yeni bir sandadir " anlayisina kapali bir boyut yasami.
Duraganlik..Bir boyut.Yasanmali icilmeli özümsenmeli..dünya nin hizli olan yasamindan cikmak icin..Bir degismemezlik " Allah var idi Onunla beraber hic bir sey yok idi,Hala öyledir "boyutu bilinmeli yasanmali..Bu boyut gercegide HALVET denilen DURAGANLIK la yasanabilir.Insan türlü boyutlari bünyesinde barindiriyor.Yenilik dogmaktir ,bir baska anlayisdir.Belkide ölmektir dogmak.
Durgunlugun bitiminde dünya ya geri dönülür.Hizli dünya yasamida ihmal edilmez.Oda bir boyuttur.
Bu dünya ahiretin tarlasidir..Anlayisi ile yasama devam edilir.
Toltek ve Aborijinlerde bu anlayis yok olmak üzere oldugu icin her gördügünü yutan ac BATILIYA yem olmuslar ve merhametlerinin kurbani olmuslardir..Belkide iklim sartlarinin getirdigi rehavete..
Batililardaki zihniyet yok olmamaktir.Tabiatin getirdigi bir zorunluluk olabilir.Avrupa Ülkelerindeki iklim sartlari herseyi kolayca elde etmeyi getirmez,isinmak icin caba gereklidir,yemek icinde öyle.Bu zorunluluk onlari bir aliskanliga sürüklemistir.
Yeni bir cografya sartlarina ve bunun getirdigi bir hirka bir gömlek felsefesini uymalari belkide yillarini alacaktir onlarin.Önemli olan MUTLULUK ve yasamak oldugunu unutmuslar ALISKANLIKLARININ esirleri olmuslardir.Cünkü onlar yasamak ve mutlu olmak icin MÜCADELE etmeleri gerektigine alismislardi.Aborjinlerde rahatliga..
Her yerde karsimiza cikan ALISKANLIKLAR, bir anlayisin yok olmasina,bir toplumun yok olmasina vesile olmustur.Tabiiki zoraki MUTASYON sonucu yenilikler gelmistir dünyamiza.
Ama nasil?
Zor diyebilecegimiz bir yasamla..
Onlarin MÜCADELESINE ALP lik diyebiliriz Avrupalinin yasam sekli.
Yasamak icin elde kilic yürümek...
Peki bu iki anlayisi bir arada bulmak mümkün mü?
Yani.
ALP-EREN lik..
Evet mümkün..Anadolu insanin sartlari ( iklim,toprak vb ) bu yasam seklini benimsemeye yatkindir.Bu yüzden yüzyillardir Osman Gazi nin yaninda bir Edebali,Orhan Gazi nin yaninda Haci Bektas Veli ler yer almislardir.Bu zihniyet körelmedigi zaman her zaman bu Cografya sag ve salim ve ileriye giden insanlari yetistirecektir.
Gecmis ve gelecek ..
ALP-EREN liktedir.
Not:
Alp lik: Mücadele ruhu,hareketlilik,"Allah her an yeni bir sandadir " anlayisi.
Erenlik: Seyr hali,duraganlik,"Allah var idi onunla beraber hic birsey yok idi,hala öyledir " anlayisi.
Vak-Vak' larla , Lak Lak'lar
Cocuk - Anne karnım acıktı bana hamsi buğulama yapar mısın?
Anne – Tabii ki evladım, annen kurban olsun sana...Canım yavrum,çiceğim, meleğim...
Anne - Yemekten sonra "istavrit çayı" na ne dersin kuzum?
Cocuk – Anneciğim, istavrit çayı sağlıklı değilmiş son günlerde aldığım bilgilere göre. Denize karışan atıklar istavritlerde karın ağrısı yapıyormuş ara sıra, o yüzden bu çayı içtiğimizde bizde de bu ağrıların çok azı görülebilirmiş. Bana daha sağlıklı olan "Kurutulmuş Ton Balığı Çayı"ndan yapar mısın? İçine de biraz "Balina Sütü " koyarsan minerallerin kaybolmasına engel olabilirsin.
Anne - Tamam kuzummm, tamam çiçeğimmm...
Anne- Buyur kuzum...
Cocuk - Teşekkürler anneciğim...
Cocuk – Anne, dayımın ayaklarında görülen " KIRMIZI PERGEL"hastalığı ne durumda ?
Anne - Oğlum dayınla sevişiriz bilirsin. O beni cok iyi anlar, ben de onu.Sevgili yavrum, dayındaki " Kırmızı Pergel " hastalığına " Bataklık Böceği " nin yumurtaları çok iyi geldi. İlk haftasında hastalık çoğaldı yani azdı, sonraki haftada ise hastalığın seyri değişti. Doktor bunun akabinde " Yüksek Yayla Bataklığı" ndaki şifalı sularda gezinmesi ile hastalığını tamamen atabilecegini söyledi.Çok sevindim,çok sevindik...
Cocuk - Anne !!! Anne...Anneciğim... Seni cok seviyorum..Yarın sabah okuluma giderken erkenden kendiliğimden kalkacağım.Ve " Dolgun Solucan " dersinde söz veriyorum, çok başarılı olacağım.
Anne - Güzel oğlum, çalışkan oğlum, akıllı oğlum... Akşama senin onuruna verecegim " Gençliğe Adım " partisinde en güzel " Açık Deniz " suyunda yıkanmış elbiselerimle sana yakışır anne olarak sevgili oğlumla gurur duyacağım..
Bu HİKÂYE böyle devam eder gider...
Mutludurlar...
Anne-çocuk-baba... Konu komşu, hısım-akraba yaşar giderler.
Sosyal olaylarda aktif olurlar vs vs...
Bunlar fark ettiğiniz gibi, "YEŞİL BAŞLI ÖRDEK " sürüsüdürler...Sürüyle yaşarlar, her mahluk gibi bunlar da... Zevkleri, âdetleri, giyim kuşamları, hastalıkları, işçi hakları, patron müdahaleleri, çocukluk evreleri... DİLLERİ hep aynıdır...
Sürüsüyle mutlu, bizim vak-vak...
Sürüsüyle konuşuyor, bizim vak-vak...
Sürüsüyle geziniyor, bizim vak -vak...
* * * *
Çiseleyen yağmur dinmiyor birkaç gündür.Hatta daha da arttırdı sanki hızını. Rüzgârın hızı saatte 10-15 mil civarı. Buna rağmen büyük " V " yapmış YEŞİL ÖRDEK sürüsü, yılmıyor yolculuğuna devam ediyor. Okyanusun Öte yakasına ulaşacaklar.
* * *
Aman Allahım o da ne?!
Kasırga mı desem girdap mı?
Bir anda alıp savuruyor sürüyü. Bir tarafta sürü, bir yanda bizim vak- vak...
Vak- Vak!.. Diyor..
VAK – VAK!...
Duyan yok sesini.Sürüden ise bir iz dahi yok.
ANNE !..diyor, BABA!.. diyor...
Yok, yok... Kimseler yok.Yapayalnız...
Gençlik hayalleri, partiler, okul, meslek, kariyer bir anda yok oluyor...
Yine de yılmıyor...
Uçuyor...Uçuyor...Uçuyor...
Şaşkın, perişan uçuyor bu defa...
Derken...
Gözlerine inanamıyor... Evet evet, ona yaklaşmakta olan birkaç karartı!...
Heyecanla, umutla, sevinçle... Kısılmış yorgun sesiyle...
“VAK- VAK!...“
“Lak-Lak...“ diye geliyor cevap.
O yorgunlukla, o şaşkınlıkla, o bıkkınlıkla anlayamıyor ne dediklerini.
“Vak- Vak------ Çok acıktım bana bir hamsi lütfen!..“
“Lak-Lak“----Al sana buğday, al sana arpa, al sana nohut“ diyorlar, sunuyorlar...
Önceleri birkaç LAK-Lak la dolaşırken, gel zaman git zaman bir anda sürünün icinde bizim vak- vak.
“Vak- Vak----Karnım cok acıktı bana bir hamsi buğulama değil, haşlama verin yeter...“
“Lak- Lak“----diyorlar...“Al sana nohut, al sana leblebi vs vs..“
Bir ona koşuyor “aman bir çare!“ bir diğerine...“Vak- vak...“
“Benim sorunlarım var.Karnım aç!...“
Onu anlayan yok, ona yardım eden yok. Çünkü sürüsü ayrı...
“Vak- vak“ diyor...“İnsanlık nereye gidiyor? Sorunlarımız var diz boyu birikmiş. İnsanlık denen anlayış unutulmuş...“
“Lak- lak“ diyorlar..Arabamı satıp uçak almalıyım..Böylece sorunlar hafifler.“
“Vak-Vak“ diyor...“Bu gidişin sonu var. Herkes ölecek.Ölüm ötesi var.İnsan et-kemik değil.Her şeyi maddede aramayın !!!“
“Lak Lak“ diyorlar.“İnsan maddeden ibarettir. Mutluluk maddelere sahip olup kullanmakla pekişir.Mücadele, varlığın yapısında mevcut, bak bir doğaya....“
* * *
Uzayıp giden konuşmalarla bizim vak-vak ne karnını doyurabilmiş, ne de yaralarını sarabilmiş..
Şimdi bizim vak- vak mutsuz. Şimdi bizim vak-vak ölmek üzere...
Bir nefes...
Gençlik çağına girmiş olan vak- vak, çok sürülere karışmış. Konuşmuş, dertleşmiş. Kendisini anladıklarını sanmış.
Ama hep aç kalmış. “Balık“ demiş, süpürge tohumu getirmiş bazıları. “Yengeç“ demiş, mısır getirmişler ona...
Hep kendi gibi zannetmiş onları.
Artık ölüm yaklaştı herhalde. Bu sessizlik, ölüm sessizliği olmalı.
Derken...
Vak- Vak...Vak- vak..Vak - vak sesleri...
Önceleri birkaç tane imiş. Kulağını tırmalayan boyuta gelince sesler, önce inanamış. Demiş ki ilk tanıştığı birkac vak vak‘a: “Cılız da olsa bana hamsi verin yeter.“
Getirmişler.
“Olamaz“ demiş kendi kendine. Bu bir rüya olmalı ya da ben öldüm...
Çimdik atmış bedenine..“Yoooo yaşıyorum!“ diye bağırmış. “Yaşıyorum ve bu bir rüya değil!...“
Ardından, o beğenmediği "İstavrit Çayı" gelmez mi...Bir yudumda dibini bulmuş...
Derken...
" İNSANLIK TÜRKÜLERİ" ni hep birlikte söylemezler mi o küçük arkadaş grubuyla.
Ne bir dirsek, ne bir ayak dayama...
Her şey KENDİLİĞİNDEN...Doğal yürüyor.
Derken, büyük grupla yasanan o coşku, o sevinç...
Yemekler, sohbetler, hasretler hep aynı...
Evet evet, bizim vak vak, sürüsünü bulmuş.
O çocukça arayışlar, cahillikler bitmiş. Konuları-temaları-anlayışları hep aynı imiş.
Onlar aynı DİLİ konuşuyorlarmış.
Ben kimim? İnsan nedir? Evren nasıldır ve nedir? vs vs..
* * * *
Lak-laklar bildiginiz gibi YEŞIL ÖRDEK sürüsü degil LEYLEKLER di..O yüzden AYRI dili konuştuklari icin birbirlerini anlayamamışlardı.
Suçlu ya da haklı yoktu.
Sadece sürüsünü bulamamaktı sorun !!!
Kendi cinsinin ne oldugunu kavramakmış sorun.
Kendini ve etrafını en basit manasıyla tanıyan için sorun kalmamıştı. Düşünce grubunu bulup çatışmayı önlemeliydi önce. Bunun için de GÖÇE mecbur olmuştu.Ardından ise BİRLİK oluşturma ve mutlu olma. Bu mutluluğu artırmak olmalıydı ilk adım..
Sevgiyle... Huzurlu, mutlu ucuşlara doğru...