31 Ocak 2008 Perşembe

Yetişkinlerin Ölümü



Ölüm..

Son günlerde terör ve savas isimlerinin duyulmasiyla insanlarin hayatina,gündemine ani bir dalisla giren konu.

Cogu insanlarin, ölümün ne oldugunu, nasil oldugunu,niye oldugunu ister istemez düsündükleri bir zamana geldik.

Insanlik Bilinci..Medya nin, iletisimin yayilmasi sonucu terörü yasamasada dünyanin öbür ucunda,yasar duruma geldi, bu olayla ve bu teknolojiyle..

Belki de bir firsat bu insanlik icin.Ölümün ne oldugunun anlasilmasi icin..

Genelde yakinlarimiz öldügünde bu konulari düsünürdük eskiden.Belli bir zaman gündemimizde durur sonrada hayatimiza girmis olan TÖRE lerle,törenlerle ÖLÜMÜ unutur TÖRE leri,davetleri,yeme icmeleri YASAR duruma gelirdik farkinda olmadan bir bebek gibi.

Bir BEBEK gibi.

Bilinc ne düzeyde?

Neyin farkinda???

ÖLÜM...Agitlarla devam edilen bir hayat oluvermis.Nasil olmali?Nasil ölünmeli?Sonrasinda ne var?
Bu sorular unutulmus..

Nasil bir tören yapilmali?

Neler yemeli icmeli?Neler okumali?Kac gün TV acilmamali :-)

Ölümün ne oldugunu degil..

Hayatin nasil yasanmasini sorgulayan sorular bunlar.

Ölüm..Bir kac gün sonra unutulmus..Hayatin nasil yasanmasi,YAS larin nasil ne kadar tutulmasi konusu gündeme gelmistir.Bir konuyu arastirma imkanimiz varken..Farkinda olmadan ÖLÜMÜ unutmus HAYATA sarilmisiz..Hemde kendimizi ve cevremizi YAS larla yasayan,yasayan ÖLÜYE cevirmisiz.

Ne kadar gülünc.

ÖLEN kim?

Biz mi? Öbür boyutu algilayanlar mi?

Okumusuz ve duymusuzdur kitaplardan veya büyüklerden,Evliyalar ÖLECEKLERI günü biliyorlarmis diye.

Kader ini okumus yada görmüs Evliya diye.

Söyle düsünsek..

Evliya, ÖLECEGI günü belirlemis desek..Hayata YETISKIN BILINCI ile bakiyor desek.

Ölüm onun icin bir BILINMEMEZLIK degil desek...

Nasil mi?

Ailecek yolculuga cikacagiz...Izmir e..Bizler hazirligimizi yapariz degil mi? Ya bebekler?

ZORUNLU olarak nereye gidilecegini bilmeden bizimle gelirler.

Birde KOYUNLARI düsünün.Nereye gidilecegini bilmeden COBAN lar tarafindan güdülürler.Sürülenler var.
Sürü bilincinde olmayanlar var.

Ister normal ölümler olsun.Ister toplu ölümler olsun.Sonucta ne oluyor?Ne zaman olucak? Nasil olacak?

Bilinci yok.Bu YASAM secilmiyor! Kendi elinde degil .Bebek gibi götürülüyor ama nereye?

YETISKIN BILINCI ne sahip olmak lazim.

Aborijinler kendilerini öldürüyorlarmis.. ( sakin yanlis anlamayin , intihardan asla bahsedilmiyor !)

Hayir kendilerini öldürmüyorlar ! Sadece düsen bir yaprak gibi bu dünyada yapacak birseylerinin olmadigi BILINCI icinde,huzurla baska yasamda DOGUYORLAR.

Bilince bakin..

Evliyalar da öyle." Ben persembe günü sabah namazindan sonra ölücem "

Ölümünü kendi seciyor.Bir yerlerden KADER ini okumuyor.

Biz ise..Aaaa ölecegi günü bildi diyoruz.Izmir e gitmeyi, ne zaman gitmeyi ? Nasil gitmeyi ? Vs leri sizmi sectiniz?Evet siz sectiniz.Izmir de yasadiginiz sehire göre baska bir yasam seklidir (bu dünya ve ölüm ötesi yasama misali)

Ya bebeginiz?

O secmedi degilmi Izmir e gitmeyi?

Elinde degil..Ama siz.Yetiskin Bilincine sahipsiniz.Ve seciyorsunuz.

ÖLÜM de böyle. Secilen bir yasam..Ama bazilarina göre.

Nasil ? Ne zaman ? Nerede ?

Bir BEBEK düsünün.

Bebek bilir mi ne zaman tuvaletini yapacagini.Hatta tuvaletini yaptigini dahi bilmez.

Ölüm de böyle iste bazilari icin.Hatta cogu insanlar icin böyle.

YETISKIN BILINCI ne sahip olmadan ,agildaki KOYUNLAR gibi nereye sürülürse MECBUREN gidilen olmadan , SECMEYI ögrenmemiz lazim bu konuda da.Koyunlar sürekli bir yerlerden biryerlere otlanmaya götürülürler.Özgürlüklerine kavusamazlar.Bilincli ÖLÜMÜ secmeyen de ileriki YASAMDA da koyunluktan kurtulamaz.Belki de YETISKIN bilincine sahip olmasi milyonlarca yilini alir.Yetiskin bilinci bir anlamda CENNET yasami da demektir.

Yemek seciyoruz,giyinirken seciyoruz,evlenirken seciyoruz,gezide seciyoruz..

Ne kadar da BILINCIMIZ gelismis ?

Ne kadar bilincli yasiyoruz ki... Bilincli ölebilelim ???

Alp-Eren Ruhu



Son gelisen olaylar üzerinde düsünürken,birden Amerika nin tarihi aklima geldi.Bu Anakara nin yerlileri dedigimiz Kizilderililer ve Felsefeleri...

" Ustaca Sevmek "adli eseri okuyorum su siralar.Don Miguel Ruiz eserin yazari..Toltekler..

Gecmis zamanlarda da Marlo Morgan in "Bir Cift Yürek " adli eserini okudum.Aborijinler..

Birileri Avusturya AnaKarasinin yerlileri,birileri Amerika..

Bir Cift Yürek adli eseri okudugumda bunlarin Mevlana gönüllü,Yunus gönüllü olduklarini fark etmistim.Öylelerde.."Toltekler de öyle..

Ilginctir..Bu iki Millet su sira tarih sahnesinden silinmek üzeredirler.Bu kadar güzel bir felsefeye ve yasantiya sahip ,kendi deyimleriyle " Gercek Insanlar" neden tarih sahnesinden siliniyorlar..

Neden?

O eserleri okudugunuzda farkli bir cografya da biraz farkli MEVLANA lar yetistirdiklerini göreceksiniz o insanlarin..Onlarin sevgilerini,akilciliklarini,su yasadigimiz toplumlarda bulunan HIRS,gadap,cekememezlik gibi duygulara sahip olmadiklarini görecek ve onlara imreneceksiniz...

Fakat sunlari da aklinizdan gecireceksiniz..

"Bu kadar INSANCIL,akilcil ve olagan üstü özelliklere bürünmüs bu insanlarin neden yok olmayla karsi karsiya kaldiklari" düsüncesi...

Neden diyeceksiniz bunlar az kaldi..

Niye önlem alamadilar..

Eksik olan ne?Neden yok oluyorlar?

Bunlarin hamurunda bir hirka bir gömlek anlayisi var..Yani ERENLIK...

Yüzüne vuranlara öbür yüzünüde gösterecek zihniyet.Sevgi üzerine kurulu dünyalari..Bu yüzden de diger milletlerle bas edememek.Yok olmaya dogru gitmek.Tavir gelistirememe..

Yenilige kapali yasam.Bir duraganlik.Sanki bir halvet dogada özgürce. Niyetleride degil hic halvetten cikmak..Dogmak.Bu boyutu icmek doya doya.. hizli yasam..

"Allah her an yeni bir sandadir " anlayisina kapali bir boyut yasami.

Duraganlik..Bir boyut.Yasanmali icilmeli özümsenmeli..dünya nin hizli olan yasamindan cikmak icin..Bir degismemezlik " Allah var idi Onunla beraber hic bir sey yok idi,Hala öyledir "boyutu bilinmeli yasanmali..Bu boyut gercegide HALVET denilen DURAGANLIK la yasanabilir.Insan türlü boyutlari bünyesinde barindiriyor.Yenilik dogmaktir ,bir baska anlayisdir.Belkide ölmektir dogmak.

Durgunlugun bitiminde dünya ya geri dönülür.Hizli dünya yasamida ihmal edilmez.Oda bir boyuttur.

Bu dünya ahiretin tarlasidir..Anlayisi ile yasama devam edilir.

Toltek ve Aborijinlerde bu anlayis yok olmak üzere oldugu icin her gördügünü yutan ac BATILIYA yem olmuslar ve merhametlerinin kurbani olmuslardir..Belkide iklim sartlarinin getirdigi rehavete..

Batililardaki zihniyet yok olmamaktir.Tabiatin getirdigi bir zorunluluk olabilir.Avrupa Ülkelerindeki iklim sartlari herseyi kolayca elde etmeyi getirmez,isinmak icin caba gereklidir,yemek icinde öyle.Bu zorunluluk onlari bir aliskanliga sürüklemistir.

Yeni bir cografya sartlarina ve bunun getirdigi bir hirka bir gömlek felsefesini uymalari belkide yillarini alacaktir onlarin.Önemli olan MUTLULUK ve yasamak oldugunu unutmuslar ALISKANLIKLARININ esirleri olmuslardir.Cünkü onlar yasamak ve mutlu olmak icin MÜCADELE etmeleri gerektigine alismislardi.Aborjinlerde rahatliga..

Her yerde karsimiza cikan ALISKANLIKLAR, bir anlayisin yok olmasina,bir toplumun yok olmasina vesile olmustur.Tabiiki zoraki MUTASYON sonucu yenilikler gelmistir dünyamiza.

Ama nasil?

Zor diyebilecegimiz bir yasamla..

Onlarin MÜCADELESINE ALP lik diyebiliriz Avrupalinin yasam sekli.

Yasamak icin elde kilic yürümek...

Peki bu iki anlayisi bir arada bulmak mümkün mü?

Yani.

ALP-EREN lik..

Evet mümkün..Anadolu insanin sartlari ( iklim,toprak vb ) bu yasam seklini benimsemeye yatkindir.Bu yüzden yüzyillardir Osman Gazi nin yaninda bir Edebali,Orhan Gazi nin yaninda Haci Bektas Veli ler yer almislardir.Bu zihniyet körelmedigi zaman her zaman bu Cografya sag ve salim ve ileriye giden insanlari yetistirecektir.

Gecmis ve gelecek ..

ALP-EREN liktedir.

Not:

Alp lik: Mücadele ruhu,hareketlilik,"Allah her an yeni bir sandadir " anlayisi.

Erenlik: Seyr hali,duraganlik,"Allah var idi onunla beraber hic birsey yok idi,hala öyledir " anlayisi.

Vak-Vak' larla , Lak Lak'lar



Cocuk - Anne karnım acıktı bana hamsi buğulama yapar mısın?

Anne – Tabii ki evladım, annen kurban olsun sana...Canım yavrum,çiceğim, meleğim...

Anne - Yemekten sonra "istavrit çayı" na ne dersin kuzum?

Cocuk – Anneciğim, istavrit çayı sağlıklı değilmiş son günlerde aldığım bilgilere göre. Denize karışan atıklar istavritlerde karın ağrısı yapıyormuş ara sıra, o yüzden bu çayı içtiğimizde bizde de bu ağrıların çok azı görülebilirmiş. Bana daha sağlıklı olan "Kurutulmuş Ton Balığı Çayı"ndan yapar mısın? İçine de biraz "Balina Sütü " koyarsan minerallerin kaybolmasına engel olabilirsin.

Anne - Tamam kuzummm, tamam çiçeğimmm...

Anne- Buyur kuzum...

Cocuk - Teşekkürler anneciğim...

Cocuk – Anne, dayımın ayaklarında görülen " KIRMIZI PERGEL"hastalığı ne durumda ?

Anne - Oğlum dayınla sevişiriz bilirsin. O beni cok iyi anlar, ben de onu.Sevgili yavrum, dayındaki " Kırmızı Pergel " hastalığına " Bataklık Böceği " nin yumurtaları çok iyi geldi. İlk haftasında hastalık çoğaldı yani azdı, sonraki haftada ise hastalığın seyri değişti. Doktor bunun akabinde " Yüksek Yayla Bataklığı" ndaki şifalı sularda gezinmesi ile hastalığını tamamen atabilecegini söyledi.Çok sevindim,çok sevindik...

Cocuk - Anne !!! Anne...Anneciğim... Seni cok seviyorum..Yarın sabah okuluma giderken erkenden kendiliğimden kalkacağım.Ve " Dolgun Solucan " dersinde söz veriyorum, çok başarılı olacağım.

Anne - Güzel oğlum, çalışkan oğlum, akıllı oğlum... Akşama senin onuruna verecegim " Gençliğe Adım " partisinde en güzel " Açık Deniz " suyunda yıkanmış elbiselerimle sana yakışır anne olarak sevgili oğlumla gurur duyacağım..

Bu HİKÂYE böyle devam eder gider...

Mutludurlar...

Anne-çocuk-baba... Konu komşu, hısım-akraba yaşar giderler.

Sosyal olaylarda aktif olurlar vs vs...

Bunlar fark ettiğiniz gibi, "YEŞİL BAŞLI ÖRDEK " sürüsüdürler...Sürüyle yaşarlar, her mahluk gibi bunlar da... Zevkleri, âdetleri, giyim kuşamları, hastalıkları, işçi hakları, patron müdahaleleri, çocukluk evreleri... DİLLERİ hep aynıdır...

Sürüsüyle mutlu, bizim vak-vak...

Sürüsüyle konuşuyor, bizim vak-vak...

Sürüsüyle geziniyor, bizim vak -vak...

* * * *

Çiseleyen yağmur dinmiyor birkaç gündür.Hatta daha da arttırdı sanki hızını. Rüzgârın hızı saatte 10-15 mil civarı. Buna rağmen büyük " V " yapmış YEŞİL ÖRDEK sürüsü, yılmıyor yolculuğuna devam ediyor. Okyanusun Öte yakasına ulaşacaklar.

* * *

Aman Allahım o da ne?!

Kasırga mı desem girdap mı?

Bir anda alıp savuruyor sürüyü. Bir tarafta sürü, bir yanda bizim vak- vak...

Vak- Vak!.. Diyor..

VAK – VAK!...

Duyan yok sesini.Sürüden ise bir iz dahi yok.

ANNE !..diyor, BABA!.. diyor...

Yok, yok... Kimseler yok.Yapayalnız...

Gençlik hayalleri, partiler, okul, meslek, kariyer bir anda yok oluyor...

Yine de yılmıyor...

Uçuyor...Uçuyor...Uçuyor...

Şaşkın, perişan uçuyor bu defa...

Derken...

Gözlerine inanamıyor... Evet evet, ona yaklaşmakta olan birkaç karartı!...

Heyecanla, umutla, sevinçle... Kısılmış yorgun sesiyle...

“VAK- VAK!...“

“Lak-Lak...“ diye geliyor cevap.

O yorgunlukla, o şaşkınlıkla, o bıkkınlıkla anlayamıyor ne dediklerini.

“Vak- Vak------ Çok acıktım bana bir hamsi lütfen!..“

“Lak-Lak“----Al sana buğday, al sana arpa, al sana nohut“ diyorlar, sunuyorlar...

Önceleri birkaç LAK-Lak la dolaşırken, gel zaman git zaman bir anda sürünün icinde bizim vak- vak.

“Vak- Vak----Karnım cok acıktı bana bir hamsi buğulama değil, haşlama verin yeter...“

“Lak- Lak“----diyorlar...“Al sana nohut, al sana leblebi vs vs..“

Bir ona koşuyor “aman bir çare!“ bir diğerine...“Vak- vak...“

“Benim sorunlarım var.Karnım aç!...“

Onu anlayan yok, ona yardım eden yok. Çünkü sürüsü ayrı...

“Vak- vak“ diyor...“İnsanlık nereye gidiyor? Sorunlarımız var diz boyu birikmiş. İnsanlık denen anlayış unutulmuş...“

“Lak- lak“ diyorlar..Arabamı satıp uçak almalıyım..Böylece sorunlar hafifler.“

“Vak-Vak“ diyor...“Bu gidişin sonu var. Herkes ölecek.Ölüm ötesi var.İnsan et-kemik değil.Her şeyi maddede aramayın !!!“

“Lak Lak“ diyorlar.“İnsan maddeden ibarettir. Mutluluk maddelere sahip olup kullanmakla pekişir.Mücadele, varlığın yapısında mevcut, bak bir doğaya....“

* * *

Uzayıp giden konuşmalarla bizim vak-vak ne karnını doyurabilmiş, ne de yaralarını sarabilmiş..

Şimdi bizim vak- vak mutsuz. Şimdi bizim vak-vak ölmek üzere...

Bir nefes...

Gençlik çağına girmiş olan vak- vak, çok sürülere karışmış. Konuşmuş, dertleşmiş. Kendisini anladıklarını sanmış.

Ama hep aç kalmış. “Balık“ demiş, süpürge tohumu getirmiş bazıları. “Yengeç“ demiş, mısır getirmişler ona...

Hep kendi gibi zannetmiş onları.

Artık ölüm yaklaştı herhalde. Bu sessizlik, ölüm sessizliği olmalı.

Derken...

Vak- Vak...Vak- vak..Vak - vak sesleri...

Önceleri birkaç tane imiş. Kulağını tırmalayan boyuta gelince sesler, önce inanamış. Demiş ki ilk tanıştığı birkac vak vak‘a: “Cılız da olsa bana hamsi verin yeter.“

Getirmişler.

“Olamaz“ demiş kendi kendine. Bu bir rüya olmalı ya da ben öldüm...

Çimdik atmış bedenine..“Yoooo yaşıyorum!“ diye bağırmış. “Yaşıyorum ve bu bir rüya değil!...“

Ardından, o beğenmediği "İstavrit Çayı" gelmez mi...Bir yudumda dibini bulmuş...

Derken...

" İNSANLIK TÜRKÜLERİ" ni hep birlikte söylemezler mi o küçük arkadaş grubuyla.

Ne bir dirsek, ne bir ayak dayama...

Her şey KENDİLİĞİNDEN...Doğal yürüyor.

Derken, büyük grupla yasanan o coşku, o sevinç...

Yemekler, sohbetler, hasretler hep aynı...

Evet evet, bizim vak vak, sürüsünü bulmuş.

O çocukça arayışlar, cahillikler bitmiş. Konuları-temaları-anlayışları hep aynı imiş.

Onlar aynı DİLİ konuşuyorlarmış.

Ben kimim? İnsan nedir? Evren nasıldır ve nedir? vs vs..

* * * *

Lak-laklar bildiginiz gibi YEŞIL ÖRDEK sürüsü degil LEYLEKLER di..O yüzden AYRI dili konuştuklari icin birbirlerini anlayamamışlardı.

Suçlu ya da haklı yoktu.

Sadece sürüsünü bulamamaktı sorun !!!

Kendi cinsinin ne oldugunu kavramakmış sorun.

Kendini ve etrafını en basit manasıyla tanıyan için sorun kalmamıştı. Düşünce grubunu bulup çatışmayı önlemeliydi önce. Bunun için de GÖÇE mecbur olmuştu.Ardından ise BİRLİK oluşturma ve mutlu olma. Bu mutluluğu artırmak olmalıydı ilk adım..

Sevgiyle... Huzurlu, mutlu ucuşlara doğru...

Alışkanlıklar



Gönülden Selamlar...Selamimizla sizlerin gönül evine huzur gelsin daimi..Hele hele gönülden akan selamlar bi baska etki yaratir diger varliklarda.Girdigimiz odadaki insanlara ictenlikle gönülden gelen bir bicimde selam desek, GUTENTAG desek neler olur biliyor musunuz?Deneyin görün.En son ne zaman baktiniz birinin gözlerinin taaa derinliklerine ictenlikle?

Ne zaman?

Biliyorum cok uzun oldu öyle icten bakmayali..

Bende öyle..

Sizlerden ayri kaldigim zamanlarda VATANIMA gittim. Yani izine.Vatan diyince salt olarak bi toprak parcasi anlamayin lütfen.Vatan diyince SEVGININ, hosgörünün, bagislamanin ,sevincin yerlestigi var oldugu yeri anlayin.

AAnneme gittim sizin anliyacaginiz..

Onun sevgisi , karsiliksiz .Onun sevgisi hosgörülü .Onun sevgisi daimi, eksilmeyen.Onun sevgisi kucaklayici .Onun sevgisi kusurlari örtücü.Onun sevgisi bagislayici.Onun sevgisi dillere sigmayan..

Hepimiz biliriz O nun sevgisini..

Nasil bilmiyelim ki !!!

Hepimizi .Emzirdi O büyüttüi..Besledi korudu..

Gecirdigim tatli günler beni sarhos etti.Hala ayilamadim.

Biliyorum merak ediyorsunuz nelerle karsilastim oralarda.Neler yaptim oralarda.Buralardan yada benim yasadigim yerlerden farki ne?

Önce sunu gördüm,Insanlar cok canli.Herhalde günesle doluyorlar,cep telefonlari gibi.Uzmanlarin dedikleri gibi GÜNES mutluluk hormonlarini üretmemize vesile oluyor.Fazlasi da herhalde agressif yapiyor..

Psikolojik sorunlar cogunlukta.Insanlarin MUTLU olmalarina hic bi engel yokken.Yatak odasinda bir TV si oturma odasinda da 2.Tv si varken hep bi tugla eksik kaliyor hayatlarinda.Kocaman bi bina insa ettikleri halde MUTLU olamama duygusu oradaki TUGLA nin ne oldugunu görenlere gösteriyor.

Gecmis gitmis bir günü artik ne yad edersin !

Gelmemis bir gün icin niye feryad edersin ?

Bina kurma gecmisin, gelmemisin üstüne !

SSu "AN" i hos gecir ömrü niye berbad edersin !

Hayyam in dedigi gibi eksik olan tugla su AN dir.Hep kendimizi kurariz su olursa söyle yapacagim.Neden mutlulugu ileriye atiyoruz.Farkinda miyiz acaba ne yaptigimizin?

Neyin esiriyiz biliyor musunuz?

ALISKANLIK larin.Yanlis ,eksik düsünme aliskanligi var bizlerde.Cocuklugumuzda yada gencligimizde belli bir düsünme modelleri ögrenmisiz etrafimizdan ve bu modellerle düsünüyoruz devamli.Ya gecmise endeksli yada gelecege endeksli.Ya su an.Durun bi nefes alin.Yine alin yine alin.Yasiyorsunuz bakin.

Ama...

Böylede yasanir mi diyorsunuz..

Farkindamisiniz???

Bozuk plak gibi gecmiste ögrendiginiz düsünme modeliyle düsündügünüzün..Mutlu olmayi böyle düsünmekle elde edebileceginizi düsünüyorsunuz..

Bu mümkün degildir..

Denizin üstünde DALGALAR eksik olmaz !!

Bu düsünce modelleri insani bir gün mutlu bir gün mutsuz eder..Dalgalar misali.

Fakat sizin ve bizim amacimiz devamli bir mutluluksa..Degisik bir bakis acisini edinmemiz gerekli.

Aliskanligimizdan kurtulmamiz lazim.

Insanin beynine fikirler gelir tren vagonlari gibi.Hepsi birbirinden farkli fikirler.Bizler bir fikre tutunuruz..Sonrada ondan binalar kurariz..Ve hayatimizi o hicde önemli olmayan FIKRI vagona tutundugumuz icin ZINDAN ederiz.Böyle karamsarliga düsdügünüz zaman hemen bu vagon örnegini hatirlayin.Ilk tutundugunuz fikir sizi nerelere götürdü bakin.SEYR edin kendinizi.Fikirlerinizi.Durun ve düsünün AMACINIZI.Neydi yasamaktan amac.Mutlu olmakti.Fakat tutundugunuz hic de önemli olmayan fikir sizi nerelere getirdi gördünüz mü?

Bilincli yasamak.FARKINDALIGI bilmektir.Farkindalik anlayisini benimseyen bir birey yasadigi her anin kiymetini bilir.Kuslarin civildisindan,arabalarin gürültülerini ,ciceklerin kokusundan ,fakirlerin ,evsizlerin sorunlarini ..Herseyi fark eder.Elinden geldigi kadar olumsuzluklari güzellestirmeye calisir.Bilirki her an kendisi yasiyordur nefes aliyordur.Sükreder bu yüzden.Digerlerini de düsünerek onlarada yardimi ,ELINDEN geldigi kadar yapar.Yardim..Evet yardim.Dilenciye, el acmis birisine bizden asagida diye ahhhhh ne acikli diyerek bulunulan teklif degildir.Ayrimsiz,alt ve üst kavaramlarinin gecerli olmadigi.Verenin kayboldugu.Alanin olmadigi paylasimdir.

Nerelerden nerelere geldik..

AAnnem ..Yani vatanim..Bunlari ..Bu düsünceleri SEYR etmeme vesile oldu.Tesekkürler herseye.Yazacak o kadar cok sey varki.Insallah onlari da sirasi geldiginde sizlerle paylasiriz.

Astroloji ne oldu? Güme mi gitti diyeceksiniz.Hayir .Oda var.Istedim ki gönül dünyamdakileri sizlerle paylasayim.Inaniyorum ki sizlerde" iyi ettin Ali "diyeceksiniz, düsüncelerinizi duyar gibiyim.Sizlerde düsüncelerinizi paylasmak istiyorsaniz bana bi email atin yeter.Iyi bir mektup arakadasi olurum.

Astrolojik olarak size söyliyebilecegim cok kisa fakat net bi sey var oda su.Iletisim.. iletisim.. iletisim.Konusma ,yazisma ,komsular kardesler arkadaslar arasi iletisim yilin rekorunu getirecek.Telefon faturalarina dikkat.Haziranda cok yogun.

Ikizler burcu iletisimi ,gazeteciligi haberlesmeyi temsil eder.Son bir yildir JUPITER in ikizler burcunda olmasi iletisimi (her yönlü) cok arttirdi.Haziranda da rekorla kapatabilir.Son 1 yil ikizler icin süper canli aktif ve genisleyerek (büyüme) gecmisti.Önümüzde ki 1 yil icinde de YENGEC lere desdek verecek jupiter.Yeme icme islerinde bir artis gözükebilir.Bu yönde yatirim yapacak yatirimcilara bol kazanc gözüküyor.Genis bir evde yasama,ev satin alma islerinde de yogunluk beklenebilir.Babadan gelen misarin kullanimi da bu haziran sonundan itibaren 2002 Temmuz una kadar sürebilir.

Her zaman söyledigimiz gibi.Her sey "O" yüce gönlünüzce olsun.Sevgiyle HOS CA kalin.

Haftanin Sözü: Bir cocuk, camurlarin arasinda mutluyken; bir kral tahtinda mutsuz olabilir.

Dağ Başında Çoban Olmak




İki kücük cocuk yasarmis dag basinda aileleriyle.Bu dag issiz mi issiz.Sehire de uzak mi uzak mis.Cok az insan yasarmis köylerinde.Burayi köy demege de insanin dili varmazmis. Günlerini, hayvanlarini otlaklarda büyüterek gecirirler mis.Bu köy dagin en tepesinde imis.En tepesinde imis de..

Birgün bu cocuklari ayirmis babalari.Birini sehre göndermis.Birini de köyde COBAN yapmak icin ayirmis kendilerine. Sehre gidenin önce yolu ugramis bir kasabaya.Orada ilkokul tahsilini yapmis,derken daha da okumak istemis,orta ve lise tahsilini de ILCE lerinde yapmislar.Derken Ünüversite..

GEMICILIK..Bölümünü tercih etmis.Yillarini vermis dirsek cürütmüs, beyin eskitmis, basari ile okulunu bitirmis.

ILK YOLCULUGU..

Heyacanli baslamis ilk yolculugu.Ona KAPTAN yardimcisi diyorlarmis artik. Uzak yol kaptani degil kisa yol kaptan yardimcisi imis..

Ege kiyilarinda acilmislar evvela DERYA ya..Sonra MARMARA, derken KARADENIZ sonrasi ORTA DENIZ (akdeniz).

Bizim kaptan yardimcimizda bir ögrenme hevesi ..aliskanliga dönüsmüs.Sefere cikmadigi zamanlarda kendini huzursuz hissedermis.

Alismis mi? Ögrenmeye? Kesfetmeye?

Kanina girmisler o köyünde yasayan cocugun.Duramaz olmus yerinde ..Derken Atlas Okyanusu, Hint Okyanusu.Büyük Okyanus..

Denizleri AVUC unun ici gibi bilir olmus..

Gün gelmis...

DÜMEN demis gür sesiyle. Onada KAPTAN diyorlarmis artik..

Kaptan. Kaptan. Kaptan.

Bu bizim KAPTAN yillarca kesfetmedik yer birakmamis DERYA larda.. Dolasmis da dolasmis, dolasmis.

Siz deyin 20, ben diyeyim 30 yil gecirmis deryalarda.Yorulmus köyüne dönmüs.

Köydeki de köyünde mutlu.

Basbasa vermisler. Oturmuslar konusmaya baslamislar.Hatiralara gidecekler ya.

Kaptan baslamis anlatmaya..

"Gecen gün HINT Okyanusunda bir firtina bir firtana muson yagmurlari sonrasi, sorma az adaha GEMIM batacakti derin sulara.."

"NE, Ne demis" COBAN .. "Anliyamadim "

Ne OKYANUS u? NE firtinasi..

GEMI de ne demek ?

Bizim COBAN dag basinda yasadigindan yillardir.Hic de sehre inmediginden..

Ne DENIZ i bilir, ne Muson u,nede gemiyi.

SU yu bilir misin demis bizim KAPTAN.

Evet bilirim RAHMETTIR yagmur seklinde gökyüzünden damlar. Yok demis KAPTAN.

daha bükük ce nasil desem.. Yani..

Evet bilirim demis hemen COBAN, hayvanlarimizin su ictigi AHAR var.. Hayvanlarimiz suyu oradan icerler..

Evet evet o su biraz büyüktür. Iste bak orada demis eliyle göstermis.Yigili duruyor.

Bizim cobanin köyünde ne göl nede irmak varmis. Dedik ya en tepede ki dag köyünde yasiyor.

Bizim garip coban su olarak yagmuru, ve biraz birikmis suyu biliyormus.

Kaptan devreye girmis..

Bak demis su gördün su gibi..Görüyormusun karsi dagi..Iste buradan oraya kadar ki mesafeyi hep bu sulardan bil.

Yani her YER su..

" Ne demis heyacanla ne?Olur mu böyle birsey?Var mi? " Coban..

"Dur "demis bizim kaptan.." Dur hele."

" Iste bu dagla o dag arasindaki mesafe kadar alanda olan suya GÖL,bunun milyonlarca büyügünde olani da DENIZ ..Milyarlarca büyügünde olani da OKYANUS derler."

"Hatta dünyamizin cogu..Sularla kaplidir."

HAYIR OLAMAZ !Hayir olamaz !Hayir olamaz !

Diye haykirmaya baslamis bizim GARIP coban..

Bizim garip coban hayir GÖRMEDIM dedi diye simdi ege,marmara,karadeniz ve ardindan gelen OKYANUS lar yok mu?

Yok mu?

Varlar..

Iste bazi insanlar cikiyor..ALLAH yok diyorlar.

KARDESIM etme tutma.Düsme su garip COBAN in haline, yerine.

Dur heyacanlanma.. Nefes al. Kendine gel. Bi daha al nefesini, uzunca al ki rahatlaman hizlica olsun. Beynine oksijen gitsin..

Rahatlarsin..derince soluklanirsan..

Eger bir isim varsa bu alemde.

Kalem diyorlar.silgi diyorlar.kagit diyorlar.agac..vs vs Bunlari cogaltabiliriz.

ISIMLER bir varligini isaretidir. KALEM den basliyalim.

Islevi var. Ne yapar, yazar. Böyle bir nesne oldugu icin ona isim takmisiz. KALEM.

Insanoglu olmayan birseyin ISMINI takmaz. Ya da algilamadigi bir seyin ismini takmaz. Algilanmayan .. zaten algilanmiyordur.öyleyse ismide olmaz.

Din de MELEK ismiyle bazi seylerden bahsediyorsa..Vardir. Seytan ismiyle bahsediliyorsa oda vardir.Bunlari böylece uzatabiliriz. Cennet, Cehennmem. vs vs.

ALLAH ismi ise hedef isimdir. Ana noktadir.

Bizim GARIP coban yok dedi diye yok olmuyorsa denizler okyanuslar..

Köyünden cikamamissa bizim coban.

Gezme kültürünü edenememisse.Hala bagiracaktir DENIZ yok diye.

Sen algiliyamiyorsun diye..Melekler...Seytanlar..Cennet ve Cehennem yok degil.

Allah, sen algilayamiyorsun diye yok degil !Hissedip ,yasayamiyorsun diye bu anlatilanlar, yüzyillardir bahsedilenler yok degil !Yasanmiyor degil.Bunlar hikaye degil.

Bilmiyorsun bu kadar.Gezip görmedin bu kadar.Görenler var.. Bunu unutma.. Avantajlari var senin yaninda.

Cobana bunlari demek lazim.

TEK sansi var cobanin.

Tutacak KAPTAN in elini.Göster beni denizi,gemiyi,okyanuslari degisik yerlesim birimlerini diyecek cesaretle.

Inanmiyorum demekle bir yere varamaz bizim garip coban.

Öyle degil mi? Görmüyorum..Görmedim simdiye kadar.

Eeeeee.." Bu yüzden de OLAMAZ !! "

Olmaz..

Bu isin yolu.SAMIMI bir kalp ile inanmaktir KAPTANA..Elini tutmaktir onun.Yol erzagini da alip, giyinerek ...

BEN HAZIRIM GELDIM..

Demektir kaptana.

Yola cikinilir..yol uzunca dir.Aclik vardir, cile vardir.yorgunluk vardirAma KAPTANIMIZ varya.O bize bir lüks ya.Yolu biliyorya.Nerede ne olacak biliyorya..O yolu gectiya.!!!

Ya KAPTAN sizlarin isi..

Aman ALLAHIM onlara güc ver.Kaptan ver onlara.

Kasaba gecildi..Ilce gecildi..Vilayet gecildi.Hala yok deniz.Bosver denizi..Göl bilem yok..

Sen ADALETI zülüm sanma

Teslim ol isyanci olma

SABRET sakin usanma

Deme su nicin söyle?

Yerincedir O öyle

Bak sonunu SEYR eyle

MEVLA görelim neyler neylerse güzel eyler. Misali sen KAPTANA inan.Inan kaptana.O o yolu biliyor.Cocuksuluk yapma.Verme telasa kendini.Bak kaptan sakin.Sarkilarla siirlerle gidiyor sakin sakin.

Ha birde sunu bil. Kaptan in senden ne menfaati varki? Bu soruyu sor kendine? Endise ye kapilma. Ne olacak bahsettigi BÜYÜK SU nerde?Var mi ??diye endiseye kapilip MARATON un daha baslarinda gecirdigin yorgunluktan dolayi MAROTON u birakma. Vardiginda sonuna göreceksin RAHATLIGI.

Isa nin dedigi gibi herseyin üstünde hüküm süreceksin.

Binbir süphe ve endiseyle bazen bu deniz vardir bazen yoktur larla SABR ederek vardiginda denize.

HAYRETLER icinde kalacaksin.Ya ardindan OKYANUS.. Hayretler. Hayretler. Saskinlik.

Sonrasinda da..Olan biteni..denizi derya yi gördükten sonrada..Yemin billah ederek kendinden EMIN halde.

Vallahi güzel etmis,

Billahi güzel etmis,

Tallahi güzel etmis.

Mevla görelim netmis.. Netmisse güzel etmis. Diyeceksin gönül huzurlugu ile. Hic birsey olmamiscasina.(?)

Kisacasi... Fazla söze ne hacet..

Gelin dag basinda garip coban olmiyalim.!!

Sevgi=Para




Almanya nin Hamburg Sehrinde,alisveris merkezlerinin ortasina yapilmis dinlenme banklarinda, Türkiye den ilk defa yanima gelmis, biricik ablamla,insanlari seyredip, biraz gecmise dalan,biraz insanligi ilgilendiren sohbetimize baslarken,yanimda beliren,benim FILOZOF dedigim Alman arkadasin..

"Kapitalizm SEVGI yi yok ediyor ! "

Diyen yaklasimi...Yukarida basligini gördügünüz konumuzu olusturdu..

Yillardir bu konuya böyle yaklasmis biri olarak...

ILK defa..evet, evet ,ilk defa bunun neden böyle oldugunu...

Neden bu sözün dogru oldugunu düsünmeye basladim..

Neden bu söz dogru ki?

Neden?

SEVGI, neden paraya bagli..Insanin hamuru olan sevgi paraya mi bagli?

Gecenlerde cocuklarla sohbet ederken...

Sormustum onlara..Dünyada en degerli sey nedir?

Para..dediler..

Filozof... Kapitalizm sevgiyi yok ediyor diyordu.. cocuklarsa PARA..

Hangisi dogru?

Yillardir " Kapitalizm SEVGI yi yok ediyor felsefesi ile yasadik..Düsünmedik neden diye?

Tesekkürler cocuklara..tesekkürler filozofa..
Filozof 10. yüzyilda yasiyordu..bir hirka bir gömlek misali..

Cocuklarsa 21. yüzyilda..

Arabalar, ucaklar, hediyeler...

Bu yüzyilin MODASI para...Her zamanda böyle olmus gerci..Bazilari gördügüne anlam veremiyor...Parasiz yasam kaniksanmis..Kabul görmüs bir hirka bir gömlek felsefesi...

Alismis ona..

Bazilari da PARAYLA gelen sevinclere.

SEVGI, insanla var olan bir duygu..Insan varsa SEVGI de olacaktir bir sekilde..

Kaynak INSAN..

Paraya deger verenler SEVGI yi barindirmiyorlar degil bünyelerinde...

Parasiz olanlar SEVGI doludurlar degil..

Para veya parasizlik sadece bir arac..

INSAN ise temel gercek.Onun oldugu yerde SEVGI ve sevincler hep olacak...oldu da yillardir.

Etrafimiza bir bakalim...deve kusu misali basimizi kuma gömmiyelim..

Cocuk olalim..

Sevincleri en cok yasayan..Coskulari en cok olan..Sevgi dolu cocuklar..

PARA diyorlarsa..

Durup düsünmek gerekir..

Bende öyle yaptim..Durup düsündüm o gün..

Dedimki o Alman filozof a..

Hayir... Sevgi hep var.. Bu yüzyilda böyle beliriyor.. yada REFAH la bu sekle bürünmüs..

Girdigi sekle bakip...

Artik SEVGI yok demek..INSAN i öldürmek demek..

Onun cikmak istemedigi KOZA si ,parasiz bir yasam.Cocuklarin ki ise HEDIYELER ve sekerlerin oldugu TATLI bir yasam..

Kaniksanmis yasamlarin,ALISKANLIKLARIN köleliginden dolayi,parali bir yasam yada PARASIZ bir yasam sürdürülmeye calisiliyor..

Iki grupta..Yasamlarinin degismemesine ÖZEN gösteriyorlar..

Yenilige kapalilar...

"ALLAH her an yeni bir sandadır" anlayisana kapali olmak..Tek tip bir yasam sekline alismak.

PARASIZ olununca YASAYAMAMAK,hediyeler olmayinca soluksuz kalmak.. Nefes alamamak..

Paralar olunca SASIRMAK, ne oldum delisi olmak..Idare edememek onu.

Kisacasi... Her iki halde de..

MUTSUZLUK..

Kafasini CÖL topragindan kaldiranlar...Her ikisinin de KIYMETINI bilenlerdir..

Allah her ikisinin de KIYMETINI bilenlerden eylesin bizleri.. Amin..